Filoksera

Tamda konu böceklerden açılmışken, bugün bir arkadaş tarafından mail gönderilen güzel bir yazıyı da iznini alarak buraya ekliyorum.

Çiçekli bitkilerin ortaya çıkmasıyla bitkiler ve böceklerin ele ele dünyayı değiştirmeye başladığı dönem olarak hem görülebilir hem de tam tersi geçerli. Dünyada artık sadece rüzgarda uğuldayan ağaçların seslerinin dışında böcek vızıltıları  vardı. Çiçeklerle beslenen böcekler polen taşıyarak döllenmeyi sağlıyordu. Kozalaklılarda rüzgarın polen taşıması yeterli olabiliyordu, ancak bugün birçok çiçekli bitki için böcekler mutlaka gereklidir. Ancak bazı böcekler ise, bitkilere hiçbir yararı olmadığı gibi, onların köküne kibrit suyu dökerler. Amerika’dan ithal filoksera sorunun nedeni 1 milimetre boyundaki “asma biti” dir. Ülkemiz bağlarının hepsinde görülen küllemenin nedeni ise böcekler olmayıp yine Amerika’dan gelme mantardır.

Üzüm, tersiyer döneminin başlarında palosenden beri var olan bitkidir. Kuzey yarımküreye doğudan batıya 65 milyon yıl önce yayılmıştı. Kıtalar birbirinden ayrılmadan önce var olduğundan Amerika kıtasında da diğerlerinden bağımsız evrilerek farklı özelliklere sahip olan ırklar oluştu. İran dolaylarında 5000 yıl önce bağcılık yapılarak asma kültüre alınmış, Kafkasya’da ve Anadolu’da Hititler tarafından şarap üretiyordu. Antik Mısır’da şarap üretimini öğrenmişti. Yunanlıların amforalarla İtalya’ya  şarap götürmeleri Romanlıların şarabı öğrenmesini sağladı. Hatta bu tarihlerde İtalya’ya götürülen  kültüre alınmış asmalarla birlikte kestane de getirildi. Roma Hıristiyanlığı Avrupa’nın kuzeyine şarap ile birlikte yaydı. Bunca tanınmış Fransız şarabı sadece 2000 yıldan az geçmişe sahip. Şarabın Hıristiyanlıkta kutsal sayılması yayılmasında etkili oldu. Mısır ve Yunanda şarap kil testilerde yapılıyordu ki bu gelenek özellikle Sicilya’da Etna yamaçlarında hala devam etmekte. Şarap, Hıristiyanlık öncesi de mitolojik özellikler kazanmış bir içkidir.

Vikingler Karadeniz dahil dünyanın birçok bölgesine gitmişlerdi. Güney Avrupa’dan üzümü ve şarabı öğrenmişlerdi. 1000 yıl önce Christoph Colomb’tan önce Amerika’yı keşfetmişler, Gröndland ve şimdiki New York’a ulaşmışlardı. Burada yabani üzümü görünce Amerika’ya Vinland adını verdiler. Şarap yaptıklarına dair bilgi yok ama Avrupalıların Amerika’ya ulaşmadan önce burada asmanın bulunduğunun ilk kanıtı Kızıl Eric’in oğlu Leif’in Amerika’ya verdiği şarap ülkesi ismidir.

Amerika’da ilk şarap üretimi Meksika’daki bir Cizvit manastırında İspanya’dan götürülen asmalar iledir. Kaliforniya’daki ilk şarap üretimi de Hıristiyanlığın şarap geleneği nedeniyle Fransisken manastırında kültüre alınmış Avrupa omçaları ile gerçekleşip San Dieogo’dan San Fransisco’ya kadar yayıldı.  Üzüm üretimi Avrupa’da o zamana kadar hiç bilinmeyen külleme ve filoksera nedeniyle çok sorunluydu. Bağların büyük kısmı yok oluyordu. Batıda zamanla küllemeye karşı direnç kazanan bağlar oluştu.

Amerika’nın doğusunda ise peder Higginson’un yerli üzümlerden yaptığı şaraplar çok pis kokuyordu. Bu berbat koku nedeniyle Amerikan üzümleri ile şarap üretimi birkaç sezondan uzun sürmedi. 1700 başlarında Avrupa’dan getirilen vinis vinifera kütükleri de kısa sürede filoksera nedeniyle yok oldu. Ancak ilk getirilen İspanyol  asmalarının bir kısmı batıya zor da olsa uyum  sağlayarak canlı kalabilmişti. Başkan Jefferson ithal asmalar yerine Amerikan yerli bağlardan tilki sidiği kokan şarap yapılmasını destekledi. Sonraki yıllarda,  Massachusetts’de üretilen şaraplara benzeyen  kokulu şaraplara  tilkimsi (foxy) adı verildi.

1740 larda ise Philadelphia’da Amerika ve Avrupa üzümleri melezleştirilerek tilki kokusu azalmış içilebilir şarap elde edilerek Amerikan şarap sorununa çare bulundu. İlk getirilen İspanyol kütükleri ise önce Meksika’dan Peru’ya  daha sonra filoksera ve külleme hastalıklarının ulaşmadığı Şili’ye götürülmesi, Şili şarapçılarının bugün Avrupa’nın safkan üzümlerinin sadece kendirinde bulunduğu iddiasını ortaya çıkarttı. Çünkü 150 yıl sonra Avrupa da aynı sorunlarla karşılaşıp birçok üzüm çeşidi yok olacak ya da melezleştirileceklerdi.

Haberleşmenin kıt olduğu bu dönemlerde Avrupa bu sorunlardan habersizdi. 100 yıl sonra  Amerika’dan getirilen yeni dünya asmaları süs amacıyla bahçe duvarlarına sardırılarak yetiştirilmeye başlamış. Tarih 1847. Bu asmalarla birlikte külleme de gelmiş, Avrupa asmalarına bulaşmıştı. 1852 de Leon de la Verge kükürt ile felaketi önlemiş. Bağcıların bazıları ise kükürt tasarrufu için Amerikan kütükleri getirip denemelere başlıyor. 1861 de Toscana’lı bağcı Ridolfi Amerikan çubukları ithal edip bir bağ kuruyor. 1866 da Bordeaux’lu Lilineau aynı yöntemi denemiş. Bu iki aklı evvellin karlarını arttırmak için denediği yol Avrupa’ya fhlloxera vastatrix denen asma bitine yeni yaşam alanı sağladı. Fransa’da 1 milyon hektar bağ yok olup sadece 1.5 milyon hektar kaldı.

En iyi şaraplık üzüm yamaçlarda yetişmekte. Nedeni ise asmanın aşırı suyu sevmemesi, fazla sudan üzümün şeker oranının düşmesi vs. Fransa’da önce bitleri boğmak için bağ kütüklerini sular altında bırakmışlar. Bu da çözüm olmayınca kökler dışarıda kalacak şekilde kazılmış köklere karbon sülfür verilmiş.  Yok olan bağlarının yerine filokseraya dayanıklı ithal Amerikan çubuğu getirenlere hastalığın bulaşmadığı bağ sahipleri karşı çıkmış. Amerika’da uygulanan melezleştirme ise Avrupa’nın alışkın olmadığı kötü kaliteli şarap nedeniyle tutmamış.

Sonunda Amerikan kütüklere yerli üzümler aşılanarak filoksera sorunu çözülmüş. Fakat salgın birçok yerel üzümü yok etmiş. Küçük bağcılar yok olmuş. İthal çubukların toprağı aşırı sömürmesi ve yeni keşfedilen gübrelemenin artması ve toprağı zenginleştirecek katkılar ile verimin artması, daha küçük alanda pazarın isteğinden fazla üretim farklı sorunlar yarattı. Bu arada yok olan bağların yerine gül yetiştirilmesiyle, Fransa önemli gül üreticisi ülke oldu.

Filoksera” üzerine 1 düşünce

  1. Geri izleme: ASMA BİTİ | Şarap Oburu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>