Aronya

aronia_fruitAnavatanı Kuzey Amerika olan Aronya (chokeberry, aronia melanocarpa), Gülgiller (Rosaceae) familyasından,  üzümsü bir bitki olup muaazam sağlık potansiyeli nedeniyle epey bir süredir Avrupa’da, özellikle de Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa Ülkelerinde yetiştirilmektedir.  Son zamanlarda birkaç İsviçreli çiftçi  tarafından da yetiştirilmeye  başlanmıştır. Aronya bitkisi, 1-2 metreye  kadar büyüyebilien çalı tipi bir bitki olup, çok dayanıklı bir bitkidir ve yetiştirilmesi sırasında zirai ilaç kullamımına gereksinim duymaz.

IMGP1847_blogDünyadaki toplam hasat miktarı, 160.000 ton civarında olup bunun büyük bölümü Rusya’da yetiştirilir. Rusya’da önceleri 6.000 hektar kadar alanda yetişitirilirken son dönemlerde bu miktar giderek düşmektedir. Bunun nedeni ise ilaç şirketlerinin baskısı olarak gösteriliyor. Polonya’nın yıllık üretim miktarı yaklaşık 15.000 ton civarındadır.

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Aronya bitikisi yüksek  polifenol  içeriği nedeniyle tedavilerde tamamlayıcı olarak tıp uzmanlarının dikkatini çekmişitir. Aronya içerisindeki polifenoller ; flavonoidler, proantosiyaninler, karotenoidler, C vitamini ve benzerleridir. Bu sekonder metabolitlerin (mikro veya fitokimyasallar)  insan vücudu üzerinde hastalıkları önleyici ve tedavi edici etkileri vardır.

Aronya meyvesinde bulunan toplam polifenol miktarı 10-20 g / kg  civarındadır ve 4-8,5 g / kg antosiyanin içeriği ahududu, çilek ve yaban mersinininden çok daha yüksektir  (Illinois Üniversitesi).

polifenol_icerik.

Bu polifenoller çok sayıda ciddi hastalıtan sorumlu ve yaşlanma sürecini teşvik eden, son derece zararlı serbest radikallerin zararlarını ortadan kaldırır. Bu etki sadece bir organ üzerinde olmayıp vücudumuzdaki bütün organlar üzerinde aynı anda etkilidir.

Yapılan bir çok araştırma fazla miktarda meyve ve sebze tüketiminin kalp ve damar hastalıkları ile kanser hastalıkları arasında ters bir orantı olduğunu göstermiştir. Fazla miktarda meyve ve sebze tüketimi bu türden hastalıkların oluşumunu engellemektedir.

Aronya meyvesinin temel etkisi içeriğindeki yüksek miktardaki antioksidanlardan kaynaklanmaktadır. Tükettiğimiz bir çok meyve içerisinde antioksidanlar vardır. Ancak yüksek seviyedeki oligomerik proantosiyanidin (bilinen en güçlü antioksidan) içeriği ile aronya bu meyveler arasında en yüksek ORAC (antioksidan ölçüm birimi) değerine sahip bir meyvedir.

ORAC Values

Aronya meyvesinin içeriği aşağıdaki gibidir.

% 85 su

% 12 glikoz ve fruktoz

B12 ve D hariç bütün vitaminler.

% 0.7 protein

Folic acid

OPC (oligomerik proantosiyanidin)

Flavanoidler

Karotenoidler

Sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, iyot, bakır, mangan, çinko ve demir.
Aronia yetiştirmesi çok kolay olan bir bitki olup, 2 yıl önce ektiğimiz aronyalar bu yıl meyveye durdular.

_DSC0273_blog

 

_DSC0006_blog

 

 

 

Dalında Aronya Meyvesi

 

Özel bir iklim isteği yoktur. Ancak Karadeniz iklimi koşullarına çok dacha uyumludur. Bu yüzden diğer bölgelerde yetiştirilirken çok sık sulanması (haftada bir veya iki kez) sulanması gerekiyor.  5 yıl sonunda kök başına verim miktarı 5 ile 10 kg arasındadır. Meyveler elle ya da makasla kesilerek hasat edilir. Hasat mevsimi ağustos ayı sonları ile eyül ayıdır.

Aronya Meyveleri Karşılaştırma

 

IMGP1852_blog

Kendine verimlidir . Tozlayıcıya gerek duymaz. Çoğaltılması çoğunlukla dal çeliklerinden olmakla birlikte tohumdan çoğaltılabildiği de söylenmektedir. (Tohumdan çoğaltmayı biz denemedik.)

Aronya Çiçeği

 

Bunlarda bizim bahçeden çeşitli görüntüler.

Aronya Bahçesi

Aronya Bahçesi

Aronya Bahçesi

IMGP0787_blog

 

Aronya Bahçesi Kaolin Kili Uygulaması

Aronya Bahçesi Kaolin Kili Uygulaması

Kaolin Kili Uygulanmış Aronya Bahçesi

Kaolin Kili Uygulanmış Aronya Bahçesi

Kaolin Kili Uygulanmış Aronya Meyvesi

Kaolin Kili Uygulanmış Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

Dalında Aronya Meyvesi

 

 

 

Kaolin Kilinin Tarihçesi

Amerikan tekellerinin kontrolündeki medyanın insanların zihinleriyle nasıl oynadıkları ve geçmişi nasıl unutturduklarına dair oldukça fazla araştırma var. Sonuçta onların bütün teorisi “insanın balık akıllı olduğu” tezi üzerine kuruludur. Biz fazla ayrıntısına girmeden Noam Chosky’den bir alıntı yapalım. “ABD halkla ilişkiler sanayine öncülük etmiştir. Amacı liderlerin dediği gibi “halkın zihnini denetlemek”ti.”

Günümüzdeyse internet medyasında her şey mübah gözüküyor. Gün geçmiyor ki, Irak, Libya ve Suriye ile ilgili bir yalan haber çıkmasın ve gerçekler çarpıtılmasın. Herkes yaşadığı çağdan etkilenir veya insan zihni “yetiştiği çevrenin ekonomik ve sosyal koşulları tarafından şekillendirilir.” İşte bunu çok iyi bilen medya ve halkla ilişkiler sanayi her türlü bilgiyi bize çarpıtarak vermekte oldukça ustalaşmış durumda. Bırakalım sadece politik haberleri, bu linkte de açıklandığı üzere Avrupa’nın en fazla çalışma süresine sahip ülkelerinden biri olan Yunanistan Halkı tembel ve Yunan emeklileri Porsche’ye biniyor haberi veya İsrailli ajan kuşlar haberi gibi haberler masa başında propaganda amaçlı üretilen haberler. Ancak artık internet medyası sayesinde bu türden haberler çabucak yalanlanıyor.

Aynı çarpıtma, organik tarım, biyolojik tarım, ekolojik tarım vb. konusunda da yaşanıyor ve bir sürü yalan ve hurafeye dayalı bilgi insanların önüne bilimsel gerçekmiş gibi sunuluyor. Bir örnek vermek gerekirse, organik tarımın temiz tarım olduğu söyleniyor. Organik tarımda kullanımına izin kimyasal ilaçlar sanki kimyasal değilmiş gibi bir algı yaratılıyor. Oysa geleneksel tarımda kullanılan üre ile organik tarımda kullanılan bakırlı ilaçlar arasında hiçbir fark yok.

Bu kadar uzun girişten sonra, gelelim asıl konumuza. Başlıkta da görüldüğü üzere asıl konumuz kaolin kilinin tarımda kullanımının tarihçesi. Nedense bulunmaz hint kumaşı gibi, hem Türkiye’de hem de Amerika’da birçok kişi bu ürünü ilk kendisinin bulduğunu iddia ediyor. Kaolin kilinin tarihçesi tamamen çarpıtılıyor. Internet medyasını şöyle bir taradığınızda, film oluşturan tozlardan kaolin kilinin tarihçesinin 1990’ların sonu 2000’li yılların başında Engelhard Firması’nın Surround adlı ürünü ile başlatıldığını görürsünüz. Internet medyasındaki bu türden çarpıtmalara, Film Oluşturan Bileşikler, Inert tozlar ve Kaolin Kili yazımızda patent dokümanlarını da inceleyerek ayrıntılı bir yanıt verdik. O yazıda önce tarihin derinliklerine uzandık ve inert tozların tarımda kullanımlarının tarihçesine değindik. Orada ispatladığımız üzere, inert tozların kullanımı hiçte 2000’li yıllarda Engelhard ile başlamamış. Bazı “Uyanık Çinliler” bu türden tozları pestisit olarak Milattan Önce bile kullanmışlar.

Okumaya devam et

İki Kitap: Tüfek, Mikrop ve Çelik ve Çöküş

Jared Diamond, wikipedia tarafından, “ABD’li evrim biyologu ve popüler bilim yazarı” şeklinde tanımlanıyor. National Geographic tarafından belgesel filme de dönüştürülen “Tüfek, Mikrop ve Çelik (Guns, Germs and Steel)” kitabı ile Pulitzer Ödülü’nü kazanmıştır.

Jared Diamond’un en önemli özelliği; kitaplarında çevre sorunlarını öne çıkarması ve uygarlıkların çöküş nedenlerini coğrafi koşullar ve iklimsel değişimlere (kuraklık, seller ve erozyon vb.) bağlamasıdır.

Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında uygarlık tarihini incelerken, insanlık tarihinin coğrafi koşullar ve iklim tarafından şekillendirildiğini savunuyor. Onun teorisine göre: Bundan 13 bin yıl önce Bereketli Hilal olarak adlandırılan Mezopotamya bölgesinde kök salmaya başlayan uygarlık, önce tahılları kültüre alarak tarıma başlıyor, sonrasında ise hayvanları evcilleştirerek çok önemli bir adım atıyor. Coğrafyanın bu türden bitkiler ve hayvanlar içermesi uygarlığın gelişmesine önemli katkıda bulunuyor.

Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında, sömürgeciliğin nasıl başladığını ve bazı toplumların istilacı topluluklar (ya da devletler) tarafından nasıl yok edildiklerini üç nedene bağlıyor: Tüfek, Mikrop ve Çelik. Hayvanları da evcilleştirerek onların gücünden yararlanan Avrasya halkları tarımda gerçekleştirdikleri ilerlemelerle artık ürünler elde etmeyi başarıyor ve bu artık ürünleri yılın her döneminde değerlendirme olanağına kavuşuyor. Böylelikle çalışmadan geçinen yeni toplumsal sınıflar ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak, bu yeni sınıflar teknolojik gelişmelere daha fazla zaman ayırma olanağı buluyor ve geliştirdiği yeni silahlarla çevre halkların topraklarını istila etme gücüne kavuşuyor. Savaşmak için hala ok, mızrak gibi ilkel silahları kullanan yerli topluluklar karşısında, çeliğin ve tüfeğin gücü ile ezici bir üstünlük sağlıyorlar.

Onun teorisinin en dikkat çekici bir diğer yönü ise, evcil hayvanlarla içli dışlı yaşayan insanlar hayvanların taşıdığı pek çok mikropla uygarlıklarının erken aşamalarında tanışıp, büyük kayıplar vererek bu hastalıklara bağışıklık kazanıyorlar. Oysa evcil hayvanlar konusunda pek zengin olmayan diğer bölgelerdeki insanlar bu mikroplarla henüz tanışmamış olduklarından çiçek gibi kırıcı hastalıklar karşısında topyekün kıyıma uğrayıp yeni efendilerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Kısacası, uygar topluluklar farkında olmadan gittikleri yerde çelik ve tüfeğe ek olarak üçüncü bir ölümcül silaha daha sahip olmuş oluyorlar.

Okumaya devam et

Organik Sıvı Gübreler ve Sıvı Humik Asitler

İnternet’in yaygınlaşmasıyla birlikte, bilgiye erişim büyük ölçüde kolaylaştı. İnsanlar bildiklerini, deneyimlerini yazılı ve görsel olarak diğer insanların hizmetine sunuyor. Bu olayın iyi bir yönü olup, birçok insan internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki bilgiye rahatlıkla ulaşabiliyor, yeni gelişmelerden anında haberdar olabiliyor. Ancak, bu olay kolayca suiistimal edilebilir hale gelmiş durumda.

Blog furyası herkesi sarmış durumda. Hemen her konuda blog ve forumlara rastlamak mümkün. Olayın tarımla ilgili yönüne gelince, doğal olarak tarımla ilgilenen insanlarda bu rüzgardan etkilenmiş durumda. Uydu antenlerin, bilgisayarların ve plastik oyuncakların evreninde sıkılan şehirli insanlar, belirli bir yaştan sonra rahat ve sakin bir yaşam kurma hayaliyle toprak alıp tarım işine soyunuyorlar. Bu işe soyunanların bir kısmı kendi yaşadıklarını ve bahçelerini bloglar ve forumlar aracılığıyla insanlara anlatıyorlar.

Bu türden bloglar, sahiplerinin deneylerini diğer insanlara aktarma açısından olumlu işlevlere sahip olsalar da bir kısmı bilinçli olarak bir kısmıda farkında olmadan bol bol kullandıkları gübre, ilaç vb. malzemelerin reklamını yapıyorlar. Bu türden blogların çoğunun organik ya da doğal tarım savunucusu olması da kendilerine bir nebze olsun inandırıcılık kazandırıyor. Çünkü kimyasal gübre ve ilaçlara karşı oluşan haklı bir tepki var ve insanlar yavaş yavaş kimyasal ilaç ve gübre kullanılmadan yetiştirilmiş ürünlere yöneliyorlar.

Eğer organik ya da doğal yetiştiriciliğe soyunduysanız işiniz zor. Her şeyden önce organik madde temin etmek çok zor ve önünüzde fazla seçenek yok. Organik maddeyi bir şekilde temin ettiğinizde de taşıma vb. girdiler çok yüksek ve uygulanmaları için yoğun işgücüne gereksinim var. Üstelik işin ABC’sinden başlıyorsunuz ve hiç deneyiminiz yok. Bu durumda ilk başvurduğunuz yer internet oluyor. Sizinle aynı yoldan yürümüş veya yürümekte olanların deneylerini öğrenmeye çalışıyorsunuz.

İşte piyasadaki bu boşluğun farkında olan bazı kişiler, size daha “kolay uygulanabilir” ve “çok etkili” olduğunu iddia ettikleri ürünlerin reklamını yapıyorlar. Bir bakmışsınız yetiştirdikleri büyük büyük domatesleri sergiliyorlar. Bu domatesleri kullandıkları falanca ürünle yetiştirdiklerini söylüyorlar. Bir bakmışsınız içeriği şalgam suyundan farklı olmayan bir ürünü, size mikrobiyal gübre diye pazarlıyorlar.

Üzerinde en çok manipülasyon yapılan iki grup ürüne ayrıntılı olarak değinmekte fayda var.  Bu ürünleri iki gruba ayırabiliriz.

1- Sıvı Gübreler
2- Sıvı Humik Asitler

İnterneti şöyle bir taradığınızda, yüzlerce organik sıvı gübre ve yüzlerce humik asit markası görürsünüz.
Okumaya devam et

Film Oluşturan Bileşikler, Inert Tozlar ve Kaolin Kili-2

Bize okullarda öğretilen bilgilere göre su 0 ⁰C’ de donduğunu biliyoruz. Oysa gerçek anlamda saf su ancak -40 ⁰C civarında donuyor. Bu olay nasıl gerçekleşiyor?

Suyun donabilmesi için, su moleküllerinin etrafına kümelenebileceği parçacıklar (bakteri, toz vs.) olması gerekiyor. Su molekülleri bu türden parçacıklar etrafında birleşerek ilk buz çekirdekçikleri oluşuyor ve donma olayı başlıyor. Oysa içerisinde hiç bir yabancı madde içermeyen saf suda bu türden buz çekirdekçikleri, ancak -38 ⁰C’ lerde 4 adet su molekülünün bir su molekülü etrafında toplanmasıyla oluşuyor.

Suyun donmasında en etkili parçacıklardan birisi Pseudomonas syringae adı verilen bakteri türü. Bu bakteri etrafında toplanan su moleküllerinden ilk buz çekirdekçikleri 0 ⁰C civarında oluşmaya başlıyor ve donma olayı etrafa yayılarak genişliyor.

Bu bakteri bir çok bitki için hastalık etmeni olup, özellikle sert çekirdekli meyve ağaçlarında kanser ve zamklanma hastalığınında temel nedenidir. Donma olayında bu bakterinin üretmiş olduğu INA proteinleri suyun 0 ⁰C’ de donmasını sağlıyor. Bu INA proteinleri aynı zamanda yapay kar yağışı oluşturmak içinde kullanılıyor.

Bu olayın konumuzu asıl ilgilendiren tarafı ise, bitkilerde donma olayının, bu bakterinin bulunması nedeni ile çok düşük sıcaklıklara varmadan bile gerçekleşebilmesi. Bunu engellemenin yolu ise, bitki üzerinde oluşabilecek buz çekirdekçiklerinin sayısının azaltılması.

Inert tozlardan kaolin, bentonit, kalsiyum karbonat vb. hidrofilik (su tutucu) özelliğe sahiptirler. Bu türden tozlar çeşitli bitki yağları ile metanol veya etanol gibi organik sıvılar karıştırılarak hidrofobik (su itici) yapılıyor. Bu hidrofobik karışımlar bitki üzerine uygulandıklarında, uygulandıkları yüzeyde incecik bir film tabakası oluşturup yüzeye hidrofobik özellik kazandırıyorlar. Böylelikle yüzeye düşen su damlacıkları etrafa dağılmadan damlacık halinde kayıp yere düşüyorlar. Bunun sonucunda ise, bitki yüzeyinde oluşabilecek buz çekirdekçiklerinin sayısı azalıyor ve donma noktası daha düşük sıcaklıklara iniyor.

Aşağıdaki resimde SunShader marka kaolin ile yapılan testler görülüyor. Herhangi bir surfaktan katılmamış uygulama (birinci sıra) ile özel bir surfaktan kullanılarak yapılmış uygulama (ikinci sıra) arasındaki fark belirgin olarak gözüküyor. Her iki uygulamada da 3 gr kaolin 100 ml su ile karıştırılarak, yapraklar üzerine bir damla değecek şekilde uygulama yapılmıştır. Dikkat edilirse surfaktan kullanılarak yapılmış uygulamada yaprak üzerinde çok ince film tabakası oluşumu söz konusu.

Yapılan bir çalışmada, %10 luk kaolin ve su karışımına %1 pamuk yağı ve %10 metanol karıştırılmasının domates bitkisinde iyi bir hidrofobik kaplama sağladığı tespit edilmiş ve -5.5 ⁰C’ ye kadar bitkide donma kaynaklı yaralanmaların oluşmadığı yada çok az oluştuğu görülmüş. Oysa bu karışımın uygulanmadığı kontrol bitkilerinde donma kaynaklı yaralanmalar -1.5 ⁰C civarında oluşmaya başlamış. (Kaynak: Use of Hydrophobic Particle Film as a Barrier to Extrinsic Ice Nucleation in Tomato Plants, Micheal Wisniewski, Michael Glenn).

Bu çalışmalardan sonra, Engelhard firması, Amerikan Patent Kurumu’ na başvurarak, bu konuda patent almış. Patent belgesine göre, bu amaçla kullanılacak malzemeler; kalsiyum karbonat, talk, kaolin (hem kalsine olmayan hemde kalsine kaolin kullanılabiliyor, ancak kalsine olanı tercih edilirmiş), bentonit, killer, pirofilit, dolomit, silika, feldspar, kum, kuvars, kalk, kireç taşı, çöktürülmüş kalsiyum karbonat, diyatomit, barit, alüminyum trihidrat, pirojenik silika ve titanyum dioksit.

Aynı patent belgesine göre, bu materyallere hidrofobik özellik kazandırmak için, yağ asitleri, stearik asit ve stearik tuzları ile silaneler (silikon) gibi surfaktanlar kullanılıyor. Ayrıca bu karışımlara, düşük kaynama noktasına sahip metil alkol, etil alkol, propil alkol gibi organik sıvılarda karıştırılıyor.

Kullanılacak materyalin ortalama parçacık büyüklüğü ile ilgili olarakta, bazı uygulamalarda, 100 mikron civarı,  bir başka uygulamada 10 mikron veya altı, bir başkasında  3 mikron veya altı, diğer birisinde ise 1 mikron veya altı parçacık içermek üzere kullanılabilir diyor.

Sonuç olarak; kışın ve erken ilkbaharda bitkilerin donmasını önlemek için, inert tozlar hidrofobik hale getirilerek, bitki yüzeyine uygulandıklarında bitkinin donması geciktirilmiş oluyor. Buna en güzel örnek, sert çekirdekli meyvelere kışın uygulanan bordo bulamacı, bu türden inert tozlar ve etkili bir yayıcı yapıştırıcı ile karıştırılarak kullanılabilir.